Baden Baden’de Dostoyevski Hayaleti (Forbes Türkiye)

26 Ocak Pazartesi 2026
ᐅ Kurhaus Baden-Baden ⇒ stilvolle Eventlocation Baden-Baden

Kurhaus Casino, Baden Baden

Şifalı sularıyla, kumarhanesiyle 19. Yüzyıldan itibaren yıldızı parlayan bu büyülü Alman şehrinde Dostoyevski de kaldı. Kumar oynadı. Varını yoğunu kaybetti. Tüm bunlar Roma tarzı sütunlu mimarisi, altın varakları, geniş avizeleri, ipek duvarlarıyla ikonik Kurhaus kumarhanesinde oldu. Burası farklı bir kumarhaneydi. Mariene Dietrich’e göre dünyanın en güzel kumarhanesiydi.

Kumarbaz romanında doğrudan Baden-Baden ismi yok. Roulettenburg diye gerçeküstü bir şehirde geçiyor ama oranın neresi olduğunu herkes biliyor. Dostoyevski burada kumara o kadar alıştı ki kendi yayıneviyle bile kumar oynadı:

25 gün içinde yeni bir roman teslim edemezsem, tüm kitaplarımın haklarından vazgeçiyorum.

Bu kumarı da kaybetmemek için sekreter okulundan bir stenograf buldu. Kitabı ona dikte etti. Sonra da onunla evlendi. Kumarbaz romanında kadınların kumar masasında erkeklerden daha iyi performans verdiğini yazdı. Dostoyevski yanlış söylemiyor ama eksik söylüyor. Kurhaus’ta geçirdiğim gecede erkeklerin üzgün haleti ruhiyeleri aşikardı. İşte bu erkekler, kumar masasında yanlarına güzel bir kadın oturduklarında ona yardım ve yataklık ediyorlardı. Yanlarına oturan yabancı kadın, rakipleri olmasına rağmen ona her türlü tüyoyu veriyor, işini kolaylaştırıyorlardı. Öyle ya, kadın hemen ütülürse masadan kalkacak, ortam yine erkek erkeğe askerlik şubesi gibi olacaktı. Böylece o erkekler, yine yalnız olduklarını hatırlamak zorunda kalacaklardı.

Kurhaus Casino Bahçeli Restaurant

Kumar masalarında bu tip dram rüzgarları eserken, DJ’in uplifting commercial parçalar çaldığı bölüm ve bir başka DJ’in daha easy-listening parçalar çaldığı restoran-bahçe kısımları çok daha neşeliydi. Dostoyevski oralara takılsa belki donuna kadar ütülmezdi ama tabii Kumarbaz’ı da yazamazdı. Romanda erkeklerin kumar batağına saplanması bir temaysa diğer tema aynı erkeklerin bencil, maddiyatçı, nadostane Madam Bovary tipli kadınlara platonik âşık olmaları ve bu uğurda kendilerini heder etmeleriydi. Kurhaus’ta hiç tanımadıkları ve rakibi olan kadına bu derece sempati gösteren adamları gören gözlerim, Baden-Baden sonrası okuduğum Kumarbaz’daki karakterleri görünce hemen tanıdı. Ta kendileriydi. Hayatlarında ilk kez gördükleri kadının parası bitip de kalkması gerektiğinde kumar masasına bir yas havası çökmüştü. İşte o yas, Dostoyevski’nin sayfalarından yükselen hayaletin kendisiydi.

Rus yazarın Baden Baden’a geldiği 1860’larda bu tipik bir Rus aristokrat ritüeliydi. Atasözü, Roma’da Romalılar gibi yaşanır diyordu. Baden Baden’da Dostoyevski gibi yaşarsam meteliksiz kalırdım ama Dostoyevski’nin kaldığı Quellenhof otelde kalmakta beis yoktu. O dönemki adı Hotel de Paris’di. Sophien caddesi üzerinde Hermes mağazasının birkaç bina yanındaydı. Çaprazında Art Deco mağazasında, Charles Eames koltukların 2. elleri satılıyordu. Bölgedeki tenis kulübü kara kış yüzünden 2 ziyaretimde de kapalıydı. Buna karşılık eski usül grand-cafe geleneğini sürdüren Cafe König’te karaorman pastası yemek serbestti. Kurhaus Casino’un tam karşısındaki ikonik Europaische Hof otelinin barına gittiğimde zamanında Muhammed Ali Clay, İmparatoriçe Sisi gibi müşterilerinin olduğunu öğrendim. Bu renkli misafir portföyüyle temas etmek için Avrupa’nın nadir Porsche Studio’larından biri de bu otelin içine açılmıştı.

Caracalla Kaplıcaları

Baden-Baden adı üstünde banyo yapmak anlamına geliyordu. İkinci gidişimde 19. Yüzyıl yapımı Friedrichsbad yerine modern Caracallas kaplıcalarına girdim. -8 derece ayazda, açık havada sıcak şifalı sulardan istifade ettim. -8 derece ayazda, açık havada sıcak şifalı sulardan istifade ettim. Barack Obama, eşiyle Atlantik Okyanusu’nu aşıp Baden-Baden’a gelmişti de bu sulardan nasiplenemeden dönmüştü. Obama aynı yıl Ankara’ya da gelmiş, bizim Kızılcahamam’da bir sıhhat banyosu yapıp meşhur köfteden yiyemeden apar topar gitmişti. Koskoca Amerikan başkanı, kaplıcanın içinde don gömlek yakışık alır mıydı?

Ak Parti’li bakan Abdüllatif Şener, zamanında şarapla ilgili bir konferansa katılmıştı:

Ben bu şarabın ithalatını, ihracatını, üzüm rekoltesini her şeyini bilirim ama bir şeyini bilmem.

Herkes şaşırmıştı. Acaba Ak Partili bakan şarap mı içiyordu? Abdüllatif Bey hemen ekledi:

Tadını bilmem.

Abdullah Gül Bey de NATO zirvesi için Hayrünissa Hanım’ı alıp Baden-Baden’a gelmişti. O da Kurhaus kumarhane binasına girmişti. Muhtemelen o da her şeyini biliyordu. Binadaki balo salonunu, filarmoni salonunu, kongre merkezini, yemek salonlarını ama bir şeyini bilmeyecekti. O da kumarhanesiydi. Onu da artık Dostoyevski’den okuyacaktı.

Gül çifti 2009 Nato Zirvesi, Baden Baden Kurhaus Casino binası girişi